Thursday, July 30, 2009

2009' UN İLK GÜNÜ KENDİ DURUMUMU ANLATTIĞIM BİR DENEMEM

Tatlısu Ermenisi

Hani bazı balıkları balıkseverler gerçek balıktan saymazlar da tatlısu balığı derler. Ben de samimi sohbetlerde kökenimden bahsettiğimde; kendime “Tatlısu Ermenisi” derim. Tatlısu balığı diye her tatlısu balığı lezzetsiz olacak değildir. Bu daha çok genel bir önyargıdır ama tatlısu balığı deniz balıklarından ayrılır; özellikle başında tatlısu balığı olduğu belirtilir.

Şimdi gelelim kendime neden “Tatlısu Ermenisi” dediğime: Öncelikle ben ermenice bilmiyorum. Bırakın konuşmayı cümle bile kuramam. Arada da olsa bazı ermenice kelimeleri dahi kullanma alışkanlığım yok. Pek ermeni arkadaşım yoktur; cemaati bilmem. Düzenli kiliseye gitmiyorum. Ailede ermeni olmayan kimselerle evlilikler oldukça var. Ailemden aldığım kültürde mutfak kültürüne, çeşitli törenlere ya da el işçiliğine dair tabi ermeni yanlar var. Fakat bunlar da o kadar iç içe geçmiş ve insana dair şeyler. Bunlar ard arda geldiğinde benim Türkiye’de yaşayan “Müslüman Türk” çoğunluktan pek de bir farkım gözükmüyor. Ermeniler arasında ise safkan vaftizli bir ermeni ve hristiyanım.

Bu madde madde gerçekleri sıraladıktan sonra, ben ne hissediyorum bunu yazmaya çalışacağım. Bu ülkede insanların aile kökenlerinde ermeni olması kimi zaman utanılacak birşey haline konabiliyor; kimi zaman ise onurlandırıcı. Bir yandan sanırım benden ve aynı etnik kimliğe sahip kişilerden özür dileniyor. Bu özürler hoşuma gidiyor; ama bir yandan da hiç birşey fark etmiyor hayatımda. Ben şimdiye kadar bu memlekette etnik kimliğimden dolayı bir zarar da görmedim bir fayda da. Bu belki de benim anlattığım gibi kökenime dair somut birşeyler yapmadığımdandır; ya da sanat yapmaya çalışan biri olarak bulunduğum çevredendir. Bir yandan da zamanın ilerlemesinden; geçmişin benim görmediğim yaşamadığım bir geçmiş olmasından dolayı ciddi bir travma yaşamadım Hrant Dink öldürülene kadar. Fakat o zaman da biliyordum ki benimle birlikte birçok tanıdığım, tanımadığım kişi aynı duyguları paylaşıyor. Ben orda kendimi ermeni olmamdan dolayı bu acıyı daha çok sahipleniyor görmek istemiyorum. Bu bazı acıları sahiplenerek; bunun üzerinden kendine pay çıkarmak olur bu benim gibi hisseden birçok kimseye haksızlık olur.

Ben olabildiğince ortaklıkları çıkarma taraftarıyım yalnız bazı noktalar var ki bunlar insanların ya da kimliklerin yapılarına işlemiş. Dışardan bakmaya çalıştığım zaman ermeniler bana hep kırılgan gelmiştir. Zanaatle ve ticaretle uğraşan incelikleri olan ama bir o kadar da içe kapalı ve kırılgan bir yapı. Cemaat diye yazacaktım yapı dedim cemaat nedense diyemedim. Sanırım Türkiyedeki Ermenileri cemaat olarak görmediğimden ya da çok içinde olmadığımdan. Zaten ben burda Türkiye’deki ermenilerden ve kendimden bahsediyorum. Ermenistan bana çok yabancı geliyor. Türkiye-Ermenistan milli maçında Türkiyeyi tutmuştum; bildiğim ve içinde olduğum taraf Türkiye çünkü. Yaşamak için benim de bildiğim birçok ermeni yurtdışına yerleşiyor ya da bunu istiyor. Bu bana da çok tavsiye edildi; benim avantajım olacağı; orada destekleneceğim daha garanti bir hayatım olacağı söylendi. Ben ise bir hayat kurmak için yurtdışına yerleşmek istemiyorum. Sanat yapmak ya da yapmaya çalışmak Türkiye’ de zor ama bu dünyada kolay anlamına da gelmiyor. Her kişinin seçtiği yol ve tercihler belirleyici oluyor. Dünyayı tanımak ve yerel düşünmemek ve olmamak önemli ama yaşadığı yeri kötülemek ya da küçük görmek de bana göre değil.

Hayatta yalnız hissetmelerim varsa eğer, bunlar daha çok benim kişiselliğim ya da ruh halimden. Bir kalabalık içinde başka bir ermeni ile karşılaşınca genelde birkaç kelime ya da cümle ermenice konuşulur; nerde oturulduğu, nerde okunduğu , aile ve meslek gibi sorular sorulur. Yani benim iletişimim ancak bu düzeyde.Bana etnik kimliğimi kullacağım işler yapmam çok tavsiye ediliyor; özellikle bu zamanda ama bu da bana bir tür çıkarcılık ve zorlama geliyor.

Bu soykırım tartışmaları ile ilgili her ne kadar medyaya çıkan birkaç ermeni, bu konuyu tarihçilere bırakalım derse de; ben o kişilerin endişelerinden dolayı böyle dediğini düşünüyorum. Bana da ailem tarafından siyasi birşeyler söylememem tembih edilir. Böyle bir ruh hali ve korku çok vardır ermenilerde. Ben ise bu konuda sözlü tarihe bakmaktan yanayım. Anlatılanlar ve bellek önemli ama gerçekten de bu konuda ne kararlar alınırsa alınsın bu beni hiç ilgilendirmiyor ya da ilgilendirsin istemiyorum. Başım göğe ermez kabul edilirse.

Ben Türkiye’de büyümüş, Türkiye’nin okullarında okumuş ve Türkiye’de bir çok arkadaşlıklar kurmuş ermeni kökenli bir türk vatandaşı olarak etnik kökenimden dolayı negatif ya da pozitif bir ayrımcılık istemiyorum. Bu zamana kadar özür dileyen herkese çok teşekkür ediyorum. Ben kendimi bu özür dileyen kimselerle aynı görüyorum. Bir yandan da duygulandım yalnız olmadığımı hissettim. Bunu Hrant Dink’ in de cenazesinde hissetmiştim Bir yandan da kendimi sorguladım ben yalnızım ve böyle bir şeye ihtiyaç duyuyor muyum dedim her ne kadar Tatlısu Ermenisi de olsam. Özür metnindeki kardeşlerim bölümü beni duygusallaştırdı sanırım.

Teşekkür ediyorum.

7 comments:

AKIN said...

Tabiki sözlü tarihi seçersiniz...

Nes said...

Cok icten bir paylasim.....boyle paylasimlarin birbirimizi tanimak ve anlamak acisindan gerekli olduguna inaniyorum. Ait olmak ve kimlik insanlarin kabullenmesiyle ve topragini sahiplenmesiyle ilgili bir durum...Ingiltere'de yasayan bir turk olarak, bunu daha cok takdir edebiliyorum. Cok kimlikli olmak, bir butune daha fazla renk karistirmaktir ve butun renkler guzeldir.
Hrant Dink'e hep beraber agladik...umarim din ve irk farkliliklarimiz, adaletsizligi gorme becerimizi ortadan kaldirmaz...butunun butun parcalari guzeldir! Eksilmeden cogalmak istiyoruz! Sevgilerimle ...

ese said...

Merhaba, yazınız çok samimi. Bu ülkede etnik sorunların hala çözülmemiş olması beni de üzüyor, barış yanlısı, hümanist Hırant' ın masum mücadelesi sırasında öldürülmüş olması ise beni kahrediyor, umarım çözeceğiz bu meseleleri, daha fazla insan ölmeden...

Sevgilerimle,

Sabri

http://ese-fotograf.blogspot.com/

Asuman Kafaoğlu-Büke said...

bugüne kadar eserlerinizi hiç görmemiş olmama üzüldüm. manifestonuzu da pek güzel dile getirmişsiniz...

YSR said...

Samimi ve içten düşünceleriniz ve sanatınız için bir birey olarak çok teşekkür ederim. Facebook 'ta tüm dostlarıma örnek olarak sunacağım.

Şivan Doğan said...

Yazını ilk defa okuyorum. Bizler tatlısu "insanları" oluyoruz Karolin.

OLDBRAİN said...

Asla yalnız değilsin Karolin..